Yaşam bir masal gibidir Değerli Dostlarım. Gençlik hayallerle doluyken yaşlılık bir arayıştır. Her iki durumda da insan bir anlamda savunmasızdır.Çocukluk ve yaşlılık birbirine benzer. Yaşlılık, ikinci çocukluktur denir. Rousseau'a göre gençlik, bilgeliği öğrenme, yaşlılık ise onu uygulama ve dinginlik dönemidir.
Tüm insanlar yaşlanmaktan korkar zira yalnızlığı bir tek şey ile karşılaştırabiliriz: Yaşlılık.
Alman Ressam Christian Seybold (1695-1768) yaşlı insan resimleri ile tanınır. Yaşlı kişilerin portresini yaparken karakteristik özelliklerini, mimiklerini hatta ruh halini dahi tuvale yansıtabilmiştir.
Paylaştığım detaylara bakar mısınız? Nasıl muazzam bir sanattır bu böyle!
Kırışıklıklar, beyaz saçın inceliği hatta gözün içindeki kızarıklık ve bakışlardaki derinlik bile tuvale yansıtılmıştır.
Olağanüstü resim yeteneğine rağmen Seybold gizemli bir sanatçı olarak kalmıştır. Resim çizmeyi kendi kendine öğrendiği, detayları çizebilmek için büyüteçle cildi incelediği rivayet edilir.
Maria Elisabeth Wimmerin (1688–1717) ile evlenmiş ancak üç hafta kadar sonra eşi bir çocuk dünyaya getirmiştir. Karısı ve çocuğu ölünce 1718'de ikinci evliliğini Susanna Bellmonin ile (1700–1772) yapmıştır.
Seybold o kadar başarılı olur ki III. August ve Maria Theresia'nın saray ressamı olmuştur. Portrelerinde Balthasar Denner, Johann Kupetzky ve Rembrandt van Rijn'in etkili olduğunu söyleyebilirim.
Sanat tarihçileri Seybold'un eserlerini "Tronies" ve portre olarak iki gruba ayırır:
Tronie ya da Tronje, Flemenk Barok resim sanatında yaygın olup figuratif bir sanat anlayışıdır. Çok basit olarak portreyi andıran baş ve karakter tasarım ve çizimleri olarak tanımlayabiliriz. Burada fizyonomi ya da kostümü ile resmedilen anonim kişiler söz konusudur.
Ressamın sizler için iki eserinden detaylar seçtim: İlk tablo "Yeşil Eşarplı Yaşlı Bir Kadın" diğeri ise sanatçının kendi yaptığı yağlı boya portresidir.
İlki Dresden'deki Gemäldegalerie Alte Meister'de, diğeri ise, bildiğim kadarıyla , Liechtenstein Sanat Müzesi'nde bulunmaktadır.
Erich Fromm'a göre atılacak ilk adım sevginin de, yaşamak gibi bir sanat olduğunun farkına varmaktır Değerli Dostlarım.
Hoş görülü olalım. Sevgi bağına sarılalım ve sevmeleri asla ertelemeyelim.
Ömür bir nefestir gelir geçer. Bugün de yarın da biter Değerli Dostlarım.
Daima mutlu, sağlıklı, sevgi ile yaşayın. Hayırlı akşamlar dilerim.